ALTIN YUMURTLAYAN BİR SPOR…
13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
17 Ocak 2010 13:43
Olimpiyatlar kapsamına alınmadığı için bir spordan çok “teknolojilerin meydan okuması” olarak nitelendirilen Formula 1 “Grand Prix” yarışları, çok büyük paraları

FORMULA YARIŞLARI

Bu sektöre, motor üreticileri, otomobil yapımcıları ve tasarımcıları, sponsor firmalar trilyonlara varan paralar döküyorlar. Ne var ki, bu yatırımın karşılığını da alıyorlar. Yarışların naklen yayın 1 sırasında, şirketlerin adları sayısız kez geçiyor, arabanın üstündeki, pilotun kaskındaki reklam spotu saatlerce ekranları dolduruyor.

Tutkunları aynen şöyle tanımlıyor: “Devasa motorları, süper mekanik teknolojisi ve birbirinden cesur pilotlarıyla Formula yarışları, tüm sporların insana verdiği heyecan ve hazdan daha fazlasını veren bir spor…”
Olaya daha kuşkulu ve mesafeli bakanların görüşü ise şu: “Aynı güzergahta sürekli dönüp duran arabaları seyretmenin ne anlamı olabilir ki… Ayrıca insan hayatının söz konusu olduğu bir yarışma, nasıl spor kategorisi içinde algılanabilir?”
Evet, Formula 1 yarışları, kimilerine göre “sporların kralı”, kimilerine göre ise bir risk gösterisinden başka bir şey değil… Ancak, milyonlarca insanı cezp ettiği, ekran başına ya da pist kenarına çektiği de bir gerçek… Bunun en somut kanıtı da, geçtiğimiz ay Brezilya’da start alan 1995 Formula 1 yarışlarına, her zamankinden daha fazla otomobil üreticisi firmanın katılması… Örneğin Renault, 1992 yılından beri dünya şampiyonu olduğu “Williams” ekibinin yanı sıra, bu kez başını Michael Schumacher’in çektiği İtalyan “Benetton” ekibini de donatıyor. Yıllardır bu tür yarışlardan ve iddialardan uzak duran Mercedes firması ise İngiliz “McLaren-Mercedes” ekibinden söz edilecek. Peugeot firması da bundan böyle “Jordan” ekibiyle birlikte çalışma kararı aldı. Dünyanın en eski motor üreticilerinden biri olan Ford ise “Sauber”, “Yamaha” ve “Tyrrel” ekiplerini donatıyor. “Ligier” ekibinde de Renault’dan boşalan yeri Honda-Mugen dolduruyor. Sadece Fiat’ın bir kolu olan Ferrari, kendi gücüne güvenerek yarışları tek başına sürdürüyor. Gelecek yıl için ise, daha şimdiden, Mazda’nın Toyota’nın, Chrysler’in ve BMW’nin adları geçiyor.
Bir gün bile bu sportif faaliyeti izlememiş olan büyük motor üreticileri neden Formula yarışlarına bu denli büyük ilgi gösteriyorlar ve bir hamlede 2,5 trilyondan fazla parayı gözden çıkarıyorlar?
Bir iddiaya göre, Formula yarışları, büyük araba üreticileri için tam anlamıyla bir laboratuar… Burada “İleride normal arabalarda kullanacakları bazı teknolojileri deneme fırsatı buluyorlar” deniyor. Oysa bu bütünüyle doğru olmayan bir varsayım… Çünkü, gerçekte bunun tersi bir süreç te işliyor. Büyük üreticiler en modern teknolojilerle donattıkları laboratuarlarda yepyeni sistemler geliştiriyorlar ve daha sonra bunları Formula 1 yarışlarında deniyorlar. Başka bir deyişle, teknoloji, bazı durumlarda önce normal arabalar için devreye giriyor, daha sonra Formula 1 arabalarına yansıyor.
Örneğin, elektronik enjeksiyonlu motorlar, ABS fren sistemi, hızlanmada patinajı önleyen sistem, otomatik vites kutusu, bütün bunlar önce normal arabalar için yaratıldı ve üretildi, daha sonra Formula 1 yarışlarına katılan özel arabalara uygulandı. Kısacası, sanayicilerin Formula 1 yarışlarına ve bu özel arabalara ilgisini başka bir yerde aramak gerekiyor. Bu da, bu yarışların 440 milyon seyirciye ulaşan “medyatik” gücü...
Bir kere, Formula yarışlarının mevsimden etkilenmeyen bir reklam potansiyeli var... 16 ayrı pistdeki yarış, kara ve yağmura aldırmadan tüm yıla yayılmış durumda... Öte yandan, yarışların Madagaskar’dan Hong Kong’a, Meksiko City’den Lizbon’a, Sydney’den Budapeşte’ye dağılmış olması, ırk ve dil farkı olmaksızın tüm kıtaların insanlarını ekran başına topluyor. Kabul etmek gerekir ki, bu olağanüstü büyük bir ticari vitrin... Nitekim, 1992 yılında tüm dünya televizyonları Formula 1 yarışlarına 520.244 dakika ayırırken, 1993 yılında bu rakam 821.390 dakikaya yükselmiş. Yani, arabanın markası, arabanın reklam spotu, firmaların cebinden beş kuruş çıkmadan, sadece sponsor olarak ödediğiniz toplu parayla tam 821.390 dakika dünya televizyonlarında görünmüş oluyor. Bundan daha büyük bir iletişim ağı, bundan daha kapsamlı bir reklam kampanyası düşünülebilir mi? İşte, bu büyük potansiyeli hisseden motor ve araba üreticisi firmalar, çok ama çok büyük paralar ödeyerek Formula 1 yarışlarında ekürü sahibi olmayı göze alıyorlar. Aynı şeyi arabaların üzerine ve pist kenarına reklam veren şirketler için de söylemek mümkün... Bir örnek verelim; bir motor veya araba üreticisi firmanın ekibini desteklemek için harcadığı para yaklaşık 2,5 trilyon... Bu rakam, Fransa’da L’Oreal kozmetik şirketinin, Fransız telekomünikasyon şirketinin ve Fransız Piyango İdaresi’nin bir yılda harcadığı reklam yatırımlarından daha fazla bir rakam... Ancak, araba üreticileri, satacakları araba miktarındaki artışı düşünerek böyle “riskli bir yatırımın” altına giriyorlar. Bu özellikle “riskli bir yatırım”; çünkü, Formula 1 yarışlarının gösterdiği gibi, ancak ve ancak yarışları kazanan arabaların ürettiği arabalar ve motorların satışında büyük bir patlama oluyor. Bir başka deyişle, diğer araba ve motor üreticileri bir anlamda harcadıklarıyla kalıyorlar.
Formula 1 yarışlarında “daha az riskli” bir yatırım ise, arabaların üzerine reklam vermek... Brezilya bankalarından İtalyan çamaşır makinesi üreticilerine, İsviçre saat firmalarından çok-uluslu besin tröstlerine, Amerikan iç çamaşırı üreticilerinden Japon elektronik sanayicilerine, bu alanın çok geniş ve çeşitli bir müşteri profili bulunuyor. Ama bunların arasında sigara üreticilerinin ayrı bir yeri var. Teknolojik katkı dışında, Formula 1 yarışlarına en çok parayı sigara sanayicileri ödüyor. Örneğin, 1994 Formula 1 yarışında ilk dört sırayı paylaşan ekiplerin dördü de sigara patronlarının finanse ettikleri ekiplerdi... Özellikle “Philip Morris”, “Rothmans” ve Japon “Mild Seven” firmaları Formula 1 yarış arabalarını istila etmiş durumdalar. Philip Morris firması, Formula 1 arabalarına yılda 4,5 trilyonluk reklam veriyor. Seita firması da, 1995 yılı için Ligier ekibine 720 milyarlık reklam verme teklifinde bulundu. Sigara üreticilerinin Formula yarışlarıyla bu denli yakından ilgilenmelerinin nedeni, kuşkusuz bu spor ile sigaranın kötü zararları arasında birebir ilişkinin olmaması... Çünkü, futbol ya da başka bir sporun bir numaralı ismiyle, “light” bir sigaranın bile reklamını yapmanız olanaksız. Oysa bir Formula yarışı şampiyonu, üzerinde sigara firmasının reklamı olan arabasıyla, hatta özel yarış giysisiyle rahatlıkla poz verebiliyor. Ancak, şu günlerde sigara üreticileri oldukça tedirgin...
Gelişmiş ülkelerdeki anti-sigara yasalarının ellerini kollarını bağladığını ileri sürüyorlar. Düne kadar, bu ülkelerde sigara reklamlarında “nikotin sağlığa zararlıdır” ibaresi zorunlu tutuluyordu. Oysa bugün, gelişmiş ülkeler kendi sınırları içinde her türlü sigara reklamını yasaklama yoluna gitmeyi düşünüyorlar. Tabii, bu da sigara üreticilerini kara kara düşündürüyor. Bu arada, çözüm olarak yeni pistlerin açılmasını ve bu pistlerin Asya ülkelerinden seçilmesini öneriyorlar. Bir taşla iki kuş vurmak peşindeler... Bu ülkelerde hem anti-sigara yasalarından etkilenmeden istedikleri kadar reklam verebilecekler, hem de milyarlarca kişiden oluşan bu yeni pazarlarda mallarını tanıtacaklar. Örneğin, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Çin’in potansiyel sigara tüketimi yılda 1 milyar 650 milyon paket... Bu, dünya sigara pazarının üçte birine eşit bir rakamı ifade ediyor. Bunun için de, sigara bazındaki Formula 1 sponsorları önümüzdeki yıllarda “Grand Prix” yarışlarına mutlaka Çin’deki bir pistin de ilave edilmesini istiyorlar.
Kuşkusuz Çin, sadece sigara üreticileri için devasa bir pazar değil, araba üreticileri için de bakır bir toprak... Nitekim Avrupa ülkelerinde her iki kişiden birine bir araba düşerken, Çin’de 700 kişiye bir araba düşüyor. Sonuçta, bir Avustralya şirketi, Güney Çin’deki Zuhai kentinde modern bir pist inşasına başlamış bile... Kısacası, eleştiriler her geçen gün kabarsa da, Formula 1 yarışlarını iş adamları ve sanayiciler finanse ettikleri sürece, dev motorların sesleri duyulacak, tekerlekler son hızla dönecek...


FORMULA NEDİR?
Formula 1 denince, akla üstün teknoloji ve akıllara durgunluk veren bir hızla yarışan arabalar geliyor. 1950 yılından beri yapılan Formula 1 yarışlarının atası olan “Grand Prix” yarışları ilk kez 1906 yılında, Fransa’nın yapılmıştı. Formula l’in kuralı oldukça basit. Pek çok ülkenin zorlu pistlerinde yapılan yarışlarda alınan puanların toplamı, o yılın Formula 1 şampiyonunu belirliyor. Bütün bir sene süren yarış heyecanı da böylece sonuçlanmış oluyor. Şampiyonların şampanya patlatması ise, Formula 1 için özel bir gelenek. 1950 yılında sadece 7 pistle (İngiltere, Monako, İndianapolis, İsviçre, Belçika, Fransa, İtalya’daki pistler) başlayan Formula l’deki pist sayısı giderek artarak bugünkü rakama ulaşmış. 1995 Formula 1 Şampiyonası’nın takvimi şöyle;
Tablo var.

FORMULA STARINI ARIYOR…
Her sporda olduğu gibi, Formula 1 yarışlarında da kitleleri peşinde sürükleyen büyük “star”lar var... Düne kadar bu spora gönül verenler, Fransız Alain Prost ile Brezilyalı Ayrton Senna’nın kapışmasıyla kendilerinden geçiyorlardı. 3 kez arka arkaya Formula 1 şampiyonu olan Alain Prost dikkat ve tecrübesiyle, Ayrton Senna ise gençliğinin verdiği cesaret ve cüretkarlıkla dikkati çekiyorlardı. Ayrton Senna, bazı yarışlarda Prost ile arasında olan puan farkını kapamak için hız sınırını öylesine zorlamıştı ki, Prost onun bu davranışlarıyla diğer sürücüler için tehlike yarattığını iddia etmişti. Bugün, bu iki dev isim de pistlerde yok... Her zaman ihtiyatlı davranışlarıyla ön plana çıkmış bir şampiyon olan Alain Prost yarışları terketti ve emekliye ayrıldı. Ayrton Senna ise, su testisi su yolunda kırılır misali, geçen yıl 1 Mayıs tarihinde İtalya’nın İmola kentinde yapılan Grand Prix yarışmasındaki kazada hayatını kaybetti. Alain Prost ve Ayrton Senna gibi starların yokluğu bugün Formula 1 yarışları belli bir sıkıntı içine soktu... Örneğin, sadece Fransa’da Ayrton Senna’nın ölümünden sonra televizyon seyircisi sayısında bir milyondan fazla bir düşüş söz konusu oldu... Formula 1 yöneticileri, bu iki dev ismin boşluğunu, geçen yılın şampiyonu Michael Schumacher ile kapatmaya çalışıyorlar. Ne var ki, Schumacher, çoğu kişi ve kuruluş tarafından hala “medyatik” bulunmuyor.


KİM, KİME NE ÖDÜYOR?

Benzin
• Benzinin litre fiyatı yaklaşık 160 bin lira...
• Bir Formula yarış arabası, bir kilometrede en fazla 11 litre benzin yakıyor...
• Bir Formula arabasının ortalama benzin tüketimi 100 kilometrede 75 litre...
• Bir Formula arabasının deposu 56 milyon liraya doluyor...
Turbo motorlar zamanında, Formula 1 arabalarında benzin olarak özel bir karışım kullanılıyordu. Bugün ise kullanılan benzin, normal benzin istasyonlarında satılan benzine çok yakın bir yakıt... Formula l’in “Grand Prix” yarışlarının benzinini “Elf” şirketi sağlıyor. Bir Formula 1 yarışı sırasında arabalar yaklaşık 1500 litre benzin yakıyorlar.

Medya
• Bir sezondaki yarışların televizyondan naklen yayın ücreti, 650 milyar Lira...
• Bir “Grand Prix” yarışının naklen yayını sırasında 30 saniyelik bir reklam kuşağının fiyatı, 1,6 milyar Lira...
• Formula yarışlarını organize eden FOCA kuruluşunun yıllık reklam geliri ise bilinmiyor.
• FOCA’nın bu reklam gelirleri karşılığında ödediği yıllık ortalama vergi miktarı, 1,2 trilyon Lira...
Televizyon şirketleri için Formula yarışlarını naklen yayınlamak, gerçekten altın yumurtlayan tavuğa sahip olmak gibi birşey... Çünkü, yarış başına hesaplandığında, bir Grand Prix’in naklen yayını, Şampiyonlar Ligi’nden bir futbol maçının naklen yayınından (80 milyar Lira) daha ucuz, reklam geliri ise daha fazla... Formula 1 “Grand Prix” yarışları, 102 Ülkede naklen yayınlanıyor.


Motor
• Bir Formula yarış arabasının ortalama fiyatı 12 milyar Lira...
• Arabanın motorunun maksimum süresi 500 kilometre...
• Bir ekibin bir yıl boyunca süren çeşitli yarışlarda harcadığı motor sayısı 50...
• İyi bir motor uzmanının ortalama yıllık maaşı, 560 milyar Lira...
Motorları, üretici firmalar büyük ekiplere ilan ve reklam karşılığı bedava veriyorlar. Küçük ekipler ise bu motorları parayla satın alıyorlar. Üretici firma sadece motoru vermekle yetinmiyor; mühendisleri, mekanik uzmanlarını ve gerekli malzemeyi de sağlıyor.

Grand Prix
• İki günlük yarış için (birinci gün denemeler, ikinci gün yarış) tribün bileti fiyatı yaklaşık 3 milyon Lira...
• Sponsor firmalar için hazırlanan stand çadırların kirası 320 milyon ile 1 milyar Lira arasında değişiyor...
• Grand Prix yarışmalarında birinci gelen ekibe ödül, yaklaşık 500 milyar...
Formula yarışlarının altın yumurtlayan tavuk olduğuna bir örnek: Fransız Grand Prix’i Magny - Cours yarışı üç gün sürüyor. Ancak televizyon, reklam ve seyirci geliri, 15 gün süren uluslararası Rolland - Garros tenis turnuvasından daha fazla...

Ekip
• Küçük bir ekibin maliyeti, 640 milyar Lira...
• Ortalama bir ekibin maliyeti, 2 trilyon Lira...
• Büyük bir ekibin maliyeti, 4 trilyon Lira...
• Ferrari ekibinin (örnek) maliyeti, 5,5 trilyon Lira...
Formula 1 yarışlarında küçük ekiplerin hemen hemen hiç şansı yok. Bütçeleri yetersiz kaldığı için başarılı sonuçlar almaları çok zor. Başarılı sonuç olmayınca, üretici firmalardan güçlü motorlar almaları da olanaksız. Öte yandan, eğer altınızda güçlü bir motor yoksa, sponsor bulmanız da hayal... Büyük ekipler için ise sorun yok. Onlar motoru, benzini ve lastikleri bedava buluyorlar.

Pilot
• Umut vadeden bir pilotun yıllık ortalama ücreti, 16 milyar Lira...
• Usta bir pilotun yıllık ortalama ücreti, 320 milyar Lira…
• Bir dünya şampiyonunun yıllık ortalama ücreti, 700 milyar Lira...
• Bir formula yarışçısı sertifikasının fiyatı ise 100 milyar Lira...
Formula pilotları kazandıkları ve başarılı oldukları sürece çok büyük para kazanırlar. Ancak yeni pilotlar böyle bir şansa sahip değiller. Öte yandan yeni pilotlar çoğu zaman sponsorlardan buldukları parayla yarışçı sertifikasını satın alırlar. Bu sertifika olmadan Formula 1 yarışlarına katılmak mümkün değildir.


Bu haber toplam 132 defa okundu.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
reklam
Bu Kategoriye Ait Diğer Haberler
HAFTANIN KONUSU
HAVA DURUMU
Yazarlar
RÖPORTAJ
FotoGaleri Haber